Antalya Ülkü Ocakları 09.02.2006 Tarihli Basın Açıklaması

Saygıdeğer basın mensupları,
Danimarka’da bir gazetede yayınlanan, diğer ülkelerde ise belli plan dahilinde yaygınlaştırılan ve Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber (SAV) efendimizle alay eden karikatürlerin tüm İslam aleminde yarattığı buğz ve öfke malumlarınızdır. İnsanların inandığı değerlerle alay eden, buna ortam sağlayan, buna izin veren zihniyeti ve kişileri kınıyor ve lanetliyoruz.
Fakat biz daha çok, işin bundan sonrası ve bu çirkin hadise ile ulaşılmak istenen amaçlarla ilgileniyoruz. Biliyoruz ki, bu bir aldatmacadır. Bu, bir tuzaktır. ABD, yıllar evvel medeniyetler çatışması adı altında dünyayı bir din savaşına sürüklemeye karar verdi. Şimdi ise, toplum mühendisliğinin usta oyuncuları, bu amaca yönelik her fırsattan azami ölçüde faydalanma ve her meseleyi uzun emellerine yarayacak bir fırsat haline getirme çabasındadırlar. Gayet samimi ve saf olarak tepki gösteren müslümanlar ise, bu cin fikirli düşmanın kendi halklarına, “…işte müslümanlar böyle kimselerdir. Onlarla savaşmalıyız.” deme fırsatını doğuracak hadiselerin içine çekilmektedir.
Bilmeliyiz ki, onların en büyük hedefi Türkiye’dir. Zira, dünyada bir medeniyet harbi çıkacak olursa, batının muhatabı eskiden olduğu gibi yine Türkler olacaktır. Fanatik bir Hıristiyan ekolünün mensuplarının önderliğindeki ABD’nin ortadoğuda her hamlesi ile Türkiye’yi kuşatmakta olduğu, gören gözler ve salim akıl sahipleri için apaçık ortadadır.
Bu gün, bu çirkin kışkırtmaya tepki gösterenler bunu müslüman olmalarına dayandırır. İslamı kendilerine referans edinirler. Uzun zamandan beri, yükümlülüklerini yerine getirmeyenler bu gün, kendini bilmezlerin musibeti kendilerini bulunca hangi hakla şikayetçi olacaklar ? Onlar ve bizler, bu işin öncesinde tedbirimizi almış olmalıydık. Çünkü, referans edindiğimiz kaynak derki;
“Sizi çarpan her musibet, kendi ellerinizin (ihtiyarınızın) işleyip kazandığı (günahlar) yüzündendir. (Bununla beraber Allah) bir çoğunu da affeder (de musibete uğratmaz.)” (Şura,29)
Eğer biz, dinimizde halis ve çalışkan kimseler olsaydık herhalde bu musibet başımıza gelmezdi. Öyle ya bize;
“Ey iman edenler ! Siz nefisleriniz(i ıslah etmey)e bakın. Kendiniz doğru yolu bulunca sapanlar size zarar veremez….” (Maide, 105) denilmemiş miydi?
Şimdi, bu kadar uzun uyuşukluk dönemimizin ardından, kendi sebep olduğumuz musibete dövünmek ne çare ?
Peki, çözüm nedir ? Çözüm, bu işle hiçbir alakası olmayan masumlarla çatışmak, onların binalarını yakıp yıkmak mıdır ? Bakalım, adına eyleme kalkıştığımız din ne diyor ?
“ …Bir kavme olan kininiz, sizi adalet yapmamanıza sevk etmesin” (Maide,8
Belki, kimileri “biz de onların değerlerine sövelim” diyebilir. Cevabı şudur:
“Allah’tan başkasını (tanrı edinerek) çağıranlara sövmeyin. Sonra, onlar da haddi aşarak nadanlıkla [Bilgisizce] Allah’a söverler…” (En’am,108)
Kimileri başka misillemeler önerebilir. Basalım, yakıp yıkalım diyebilirler. Bakalım misilleme nasıl olur:
“Eğer her hangi bir ceza ile mukabele edecek olursanız ancak size reva görülen ukubetin misillemesiyle ceza yapın. Sabrederseniz, andolsun ki bu, tahammül edenler için elbet daha hayırlıdır. Sabret. Senin sabrın Allah(ın tevkifine istinat)tan başka (bir şey) değildir. Onlara karşı tasalanma, onların kurmakta oldukları tuzaklardan dolayı (telaşa ve ) sıkıntıya da düşme. Çünkü Allah hiç şüphesiz (küfür ve masiyetlerden) sakınanlarla, bir de daima iyilik edenlerin kendileriyle beraberdir.” (Nahl, 126,127,128)
“Kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülük (bir misilleme) dir. Fakat kim affeder, barışı sağlarsa mükafatı Allah’a aittir. Şüphe yok ki O, zalimleri asla sevmez. Kim kendisine (yapılan) zulmün ardından her halde hakkını alırsa bunlar aleyhinde (mesuliyete) bir yol yoktur. O yol ancak insanlara zulüm etmekte, yer(yüzün)de haksız olarak teğallübe, [ zorbalığa ve tahakküme] kalkmakta olanlara karşıdır. İşte bunlar (yok mu?), bunların hakkı pek acıklı bir azaptır. Bununla beraber kim sabreder, (suçları) örter (bağışlar)sa işte bu şüphesiz ve elbet azmolunacak umurdandır [işlerdendir].” (Şura, 40,41,42,43)
Kaldı ki, bu bizlerin karşılaştığı ilk hadise değil.
“… İçlerinden birazı müstesna olmak üzere sen, onlardan daima bir hainliğe muttali olup duracaksın. Sen yine onların suçundan geç, aldırış etme. Şüphe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.” (Maide,13)
“Ayetlerimiz hakkında (münasebetsizliğe) dalanları gördüğün zaman, – onlar Kur’an’dan başka bir sözle meşgul oluncaya kadar – kendilerinden yüz çevir…” (En’am, 68
“(Habibim) sen (güçlüğü değil) kolaylığı (sağlayan yolu) tut. İyiliği emret. Cahillerden yüz çevir.” (A’raf,199)
Peki biz ne yapmalıyız ?
“Sen kötülüğü en güzelle uzaklaştır…” (Mü’minun,96)
“Ne (her) iyilik, ne de (her) kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel (haslet ne ise) onuna önle. O zaman (görürsün ki), seninle arasında düşmanlık bulunan kimse bile sanki yakın dost(un olmuş)tur. Bu (en güzel haslete) sabredenlerden başkası kavuşturulmaz. Buna en büyük bir hazza malik olandan gayrısı eriştirilmez.” (Fussilet,34,35)
“(İnsanları) Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et. Onlarla mücadeleni en güzel (yol) hangisi ise onunla yap…” (Nahl,125)
Bizi, Hıristiyan alemi ile savaşa tutuşturmak isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmak, kendimizi de karşımızdakileri de sonu hiç kimseye fayda vermeyecek bir sürtüşmeden korumak, bunu da “en güzel yol hangisi ise” onunla yapmak zorundayız.
En güzel yol nedir ?
“İçlerinden zulmedenler müstesna olmak üzere Ehl – i kitap ile en güzel (yoldan) başka bir suretle mücadele etmeyin ve deyin ki: Bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim Allah’ımız da sizin Allahınız da birdir. (Şu kadar ki) Biz, O’na teslim olanlarız.” (Ankebut,46)
Allah’a teslim olmak ise, O’nu dinlemek, anlamak, itaat etmek, O’nun gösterdiği istikametlerde çalışmak ve iyilik etmek, fenalıktan sakınmak hususunda birbirimizle yardımlaşmaktır. Yoksa Allah’a teslimiyet kendi ellerimizle (hatalı işlerimizle) üretip büyüttüğümüz (veya müsaade ettiğimiz) bir musibet ardından kuru kuruya dövünmek ve haddi aşarak zulme yönelmek değildir.
“Kendisine Rabbinin ayetleriyle öğüt verilip de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kimdir ? Hiç şüphesiz ki biz günahkarlardan intikam alıcılarız.” (Secde,22)
Saygılarımla…
Mustafa AKSOY
Antalya Ülkü Ocakları Başkanı








Kim ne demiş ? Son yorumlar…