SENİ HALA SEVİYORUM (2) – Hasan Ünlüel
Yıllar sonrası yine bir Antalya akşamında seni arıyorum zihnim bu şehirden çok uzakta ankarayı düşlüyorum sisli kentin akşamlarında site yurdunun projektörlerinin aydınlattığı balkonumda yazdığım şiirlerimi özlüyorum. Senin olduğun her şeyi özlüyorum site yurdunun çatısında nöbet tutan kardeşimi, bana sen iyi bir ülkücü olacaksın diyen sesini özlüyorum. Ankara sokaklarına sisli yağmurlar yağarken senin gönlümde açtığın o inanılmaz duyguların sıcaklığını hele o siyah tahtanın altındaki sen; buğday sarısı saçların cennetteki hurileri bile kıskandıran pembe pembe al yanaklarını özlüyorum.
Şimdi o şehirden uzakta tüm yalnızlığımla yeniden başlamanın inanılmaz zevkini tatmak istiyorum. Ben senin iktidarına aşıktım, seni iktidar edeceğim güne aşıktım, o günün özlemiyle yanıp tutuşan ruhum o duygunun tutsağı olmama endişesinden uzakta sana doğru koşmak istiyorum. Ayrılıklara son vermek seninle vuslata ermek istiyorum ve soruyorum bunun kime ne zararı var ben sana aşığım aşkınla yanmak istiyorum sen ve ben bir oluncaya kadar ölmek var dönmek yok .
Hasan Ünlüel

Sen arıyorum; yıllar sonrası yine bir Antalya akşamında,
Ben bu satırları yazmaya çalışırken “12 Eylül” öncesi benim ve binlerce kardeşimin genel başkanı Sivas Milletvekili, BBP’si Genel Başkanı merhum Muhsin YZICIOĞLU toprağa verilmek üzere, böylesi bir duygu yoğunluğunda bazı şeyleri yazı ile de olsa ifade etmekte zorluk çekiyorum; Keşke kanatlanıp uçsam mezarına konsam gözlerimden akan yaşları onun toprağına bırakabilsem, dua olsam, yasin olsam aksam, ateş olsam üşüyen titreyen tüm gönülleri ısıtsam.
Sisli kentin akşamı buz kesiyordu. Hava o kadar soğuktu ki, sitelerin Samsun asvaltına bakan kısmında eski bir kamyon krasörünü kendine ev edinmiş uyumaya çalışan Hüseyin huzursuzdu. Bütün zorluklara rağmen sürdürdüğü yaşamının son dakikalarını yaşadığının farkında mıydı ? Konuşamıyordu. Yürümekte zorluk çekiyordu. Hem bedensel hem zihinsel özürlüydü. Buna rağmen ayakta durmayı başarıyor, boynunda taşıdığı kocaman bozkurt başlı kolyesi, sitelerin ülkücü marangozlarının ona yapıp hediye ettiği, kurt başlı tahta kılıcı belinde yanından hiç ayırmadığı sırt çantasında taşıdığı Bozkurt ve Devlet dergilerini ve Hergün gazetesini gönüllü dağıtıyor, siteler esnafının verdiği üç beş kuruşla yaşama sarılmaya çalışıyordu.
Antalya’da ülkücü hareketin vazgeçilmez ve emektar simalarından 






Kim ne demiş ? Son yorumlar…